Vahşet Tanrısı: Carnage – Rıdvan Karaman

Film, dalları birbirine girmiş karşılıklı iki ağaç görüntüsüyle açılır. Yerde kırık ağaç dalları göze çarpar. Burası, şehirden, modern yaşamdan bir nebze de olsa soyutlanmış olmayı temsil eden doğal bir ortam, bir parktır. Parkta oynamakta olan çocuklar arasında bir tartışma çıkar ve çocuklardan biri, diğerinin suratına elindeki kırık bir dalla vurur. Şiddet uygulayan, Cowen’ların oğlu Zachary; şiddete maruz kalansa Longstreet’lerin oğlu Ethan’dır. Film’in tamamı, iki çocuk arasında yaşanan bu kavga, daha doğrusu uygulanan şiddet üzerinden şekillenecektir. Açılış sahnesinin müziği, başlangıçta dinamik ve şehirli bir yapıdayken giderek vurmalı çalgılardan oluşan bir tür savaş müziğine dönüşür. Müzik, çocuklar arasındaki oyunun şiddetle sonuçlanmasına uyum sağladığı gibi, aynı zamanda aileler arasında yaşanacak gerilime de gönderme yapar niteliktedir.

Yaşanan şiddet olayı üzerine Cowen’ler bu durumu konuşmak üzere Longstreet’lerin evine gelmiştir ve Penelope olayla ilgili bir tür rapor hazırlamaktadır. Alan’ın mesleğinin avukatlık olmasıyla da birleştirildiğinde daha baştan bir “mahkeme” vurgusu karşımıza çıkar. Film boyunca bu iki çift, çocukları ve yaşanan şiddet olayı üzerinden sürekli birbirlerini yargılayacak ve hukukun çözebileceği bir konuyu kendi başlarına, kendi doğruluk ve ahlak anlayışlarına göre sonuca ulaştırmaya çalışacaklardır. Söz konusu yargılama yalnızca çiftlerin birbirini yargılamasıyla kalmaz daha sonra çiftlerin de birbirini yargılamasına dönüşür.

Daha ilk sahnede, iyi döşenmiş evleri Longstreet’lerin yaşamına dair ipuçları verir. Orta-üst sınıfa ait ve tablolarla, heykellerle, bir takım tasarımlarla kuşatılmış ev, Longstreet’lerin “üstün” yaşamlarının göstergesidir. Salonun duvarında yer alan dört çerçeve ve bu çerçevelerin içindeki farklı desenlerden oluşan kumaş parçaları, bir araya gelen bu farklı dört kişinin ilişkisini somut olarak ifade eder yapıdadır. Yaşanan şiddet olayıyla ilgili konuşurken, çocuklarını aslında uzak yerlere göndermediklerini söyleyen Longstreet’ler, korunaklı yaşamları hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar.

“Longstreet” soyadı, “uzun sokak”, “dolambaçlı yol” gibi anlamlarıyla bir yandan çiftin modern yaşamın koridorlarından kaybolmuşluklarını ifade ederken, diğer yandan Cowen’ların içine dahil oldukları bu durumdan kolay kolay sıyrılamayacaklarını gösterir niteliktedir. Cowen’lar film boyunca evden bir türlü gidemeyeceklerdir.

Salondaki masanın üzerinde bir demet sarı lale durmaktadır. Penelope’nin laleleri nereden aldığına dair anlattığı detaylar ve hizmetçinin pastayı dolaba koymasına karşı yaklaşımı detaycı ve kontrolcü karakterini gözler önüne serer. Penelope, her şeyi kitabına göre yapmayı ilke edinmiş, her şeyi kafasında belli bir yere konumlandırmış tam bir düzen hastasıdır.

Longstreet’ler, şiddet olayının açığa çıkmış olmasıyla ilgili olarak, oğullarının aslında ispiyoncu biri olmadığını söylerler. Nancy’nin o zaman olayı nasıl öğrendiklerini sorması üzerine, Longstreet’ler kendisine bunu yapanı korumaması gerektiğini söylediklerini anlatırlar. Ortaya, ispiyoncu olmadığını söyleyerek övündükleri oğullarını ispiyonculuğuna teşvik etmiş olmalarına yönelik paradoksal bir durum çıkar. Daha sonraları Cowen’lar, oğullarının kendisine ispiyoncu dediği için Ethan’a saldırdığını söyleyerek paradoksu derinleştirecektir. Çünkü Zachery, yapıp yapmadığını bilmediğimiz ama sonuç olarak belirsiz olan bir şeyden dolayı her ne kadar şiddet uygulamış olsa da Ethan, şiddete maruz kalan taraf olarak, şiddet sebebi olan ispiyonculuk eylemini kati surette gerçekleştirmiştir.

carnage1.jpg

Cowen’lar gitmek üzereyken, yeniden davet edilir ve zoraki misafirliklerini kaldıkları yerden sürdürürler. Bu, film boyunca üç kez daha tekrarlanacaktır. Ne zaman gitmeye karar verseler, hep bir şekilde konuşmanın seyri içerisinde, kalmaya ve durumu karşılıklı olarak müzakere etmeye devam edeceklerdir. Aslında bütün film, kapı arasında geçen bir konuşma havasındadır. Misafirlik boyunca asıl konuşmaları gerekenleri konuşmayıp, tam çıkarken kapı arasında misafir olduklarını hatırlayan misafirler gibi Cowen’lar da eve bir girip bir çıkmayı sürdüreceklerdir.

Nancy, olaylara yapmacık bir tavırla, göstermelik bir nezaketle yaklaşırken, eşi Alan tam tersine daha gerçekçi ve umursamaz bir tavır sergiler. Alan, ikram edilen meyveli pastayı büyük bir iştahla ve diğerlerine pek aldırış etmeden yer. Amacı misafirlikte ikram edilen bir şeyi nezaketen yemekten ziyade, sabahtan beri bir şey yemediği için ortaya çıkan açlığını bir an önce gidermektir. Meyveli pasta dışında ikram edilen içeceklere bakılacak olursa, içeceklerin giderek sertleşen bir sıralama izlediği görülür. Nancy, başlangıçta su ister, asıl içeri davet edilme sebepleri “gerçek” bir kahve içmektir, daha sonra Nancy’nin midesinin kötüleşmesi üzerine kola gelir ve son olarak da Michael, herkese viski verir. Sudan viskiye giden bu süreç, gayet medeni bir biçimde konuşmak üzere bir araya gelmiş iki çiftin giderek gerçeğin sertliğine sürüklenmeleriyle paraleldir. Sudan bir sebeple uygulanan şiddet, viski sertliğinde bir gerçeği orta koyar.

Çiftler arasındaki yapmacık ilişkinin ilk sertleşmeye başladığı nokta, Cowen’lar evden gitmek üzere asansörü beklerken Alan’ın sinirlenerek asansör düğmesine vurması ve bu sırada apartmanda bir köpeğin havlamaya başlamasıdır. Köpekler, tehditkar durumlar karşısında havlarlar ve artık sadece Longstreet’lere yönelmekle kalmayan, iki çiftin de hayatını kuşatan bir “gerçek” tehdidi ortadadır.

Nancy, Penelope’nin hastalıklı derecede bağlı olduğu sanat dergilerinin üzerine kusar. Kusmasına sebep olan şey aslında, Longstreet’lerin evine gelen hizmetçinin yapması gerekenin tam tersi olarak pastayı buz dolabına koyup, kolayı dışarıda bırakmasıdır. “Alt” hizmetçinin “üst” dergilere yönelen kusturuculuğu her şeyi “alt üst” eder. Bu, filmdeki kırılma anlarından biridir ve karakterlerin gerçek yüzleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Bir yandan rahatsızlanmış olduğu için kötü, diğer yandan kustuğu için kendini mahcup hisseden Nancy’yle ilgilenmek yerine Penelope, başka baskısı olmayan pek kıymetli dergilerinin derdine düşer. Bu korunmuş, incelmiş modern hayatın ortasına boşalan kusmuk, etrafı berbat eder. Misafirliğin ilk anlarında birbirleri hakkında zoraki de olsa olumlu düşünceler içinde olan çiftler, yalnız kaldıklarında diğer çiftin ne kadar berbat olduğunu çekiştirir hale gelir.

Alan’ın sürekli çalan telefonu, onu dış dünyaya, iş ilişkilerine bağlayan bir araçtır. Telefonun sürekli çalması, giderek Alan’la konuşmayı imkansız hale getirecektir. Öte yandan Alan, Penelope’nin ders veren tavrından, sürekli emir verir bir tarzda konuşmasından ve bir takım gerekliliklerden bahsetmesinden son derece sıkılmaktadır. Alan, düz bir adamdır. Hukukun da bir tür şiddet biçimi olduğunu ima eder ve vahşet tanrısına inandığını söyler. Kimse kendinden başkasını umursamaz der ve kendisi de öyle yapar. Alan, yan etkileri ortaya çıkan bir ilacın piyasadaki konumunu kurtarma derdindedir ve söz konusu ilacın insan sağlığına yönelik kötü etkisi hiç mi hiç umurunda değildir. Michael’ın annesi de aynı ilacı kullanmaktadır. İlaç, yan etki olarak fiziksel hasara sebep olmaktadır. Cowen’ların oğlu da uyguladığı şiddetle Ethan’ın iki dişini kırarak fiziki hasara sebep olmuştur. Alan’ın bunu normal karşılayan ve oğlunu bir bakıma da olsa savunan tavrı, ilacı savunan tavrıyla paralellik gösterir.

Michael, kızının hamsterını sokağa atmıştır. Michael, Hamsterın ev hayvanı olmadığını ama doğada da yaşayamadığını söyler. Hamster, bu özelliğiyle “ergen-çocuk” çağrışımına sebep olur. Filmin sonuna doğru Michael, hamsterdan nefret ettiğini ve sokağa attığı için pişman olmadığını söyleyecek, bunun üzerine Nancy, o bu yaptığından pişman olmazken kendi çocuklarının yaptığından pişmanlık duymasının beklenemeyeceğini söyleyecektir.

Michael’ın rahatlayıp, gerçek kişiliğini ortaya koyup adeta Cowen’ların tarafına geçmesiyle birlikte Penelope, iyice yalnız kalır. Michael, “yalnız doğarız, yalnız ölürüz” diyerek aslında insanın özünde bulunan şiddeti ve halen vahşi bir doğada yaşıyor olduğunu anlatmak ister gibidir. Penelope, bir tür aşağılık kompleksi içindedir. Küçük düştüğünü düşünür. Bütün hayatı, başkalarının değerlendirmesine göre şekillendirmiştir. Kocası, Cowen’lara onun yazar olduğunu söylediğinde bunu destekler nitelikle konumunu oluşturma yoluna giderken, mutfakta yalnız kaldıklarında yazar olduğunu söylediği için kocasına çıkışır. Penelope’deki bu özgüven eksikliği, sağlamlaştırdığı konumu yıkılmaya yüz tutsa bile ısrarla ve ümitsiz bir biçimde halen ondan ayrılmama şeklinde kendini gösterir.

carnage_04.jpg

Çocuklar arasındaki sürtüşmenin sebebi anlaşılır. Ethan, Zachery’i çetesine kabul etmemiştir. Alan ve Michael’ın da küçükken çeteleri vardır ve ikisi de kendi çetelerinin lideridir. Bu ayrıntının ortaya çıkmasıyla aralarında bir samimiyet oluşur. Ardından viski de bir diğer birleştirici unsur olarak onları yakınlaştırır. İki adam, bir barda karşılaşmış gibi içkilerini yudumlarken hemen ortak bir dil yakalar. Nancy ise yalnızlaşan Penelope’ye de sahip çıkarak kendilerinin içki istediklerini söyler.

Penelope, artık sabrını yitirir ve Michael’a şaka yollu da olsa vurmaya başlar. İçindeki şiddet açığa çıkmıştır. Ardından Nancy’nin çantasını fırlatır ve eşyalarının zarar görmesine sebep olur. Nancy, Alan’ın bitmek bilmeyen telefon konuşmalarını kesmenin yolunu telefonu suya atmakta bulur. Fakat bu su, sıradan bir su değil, lalelerin konulduğu vazonun dibindeki sudur. Modern yaşamın simgesi telefon, doğal yaşamın simgesi lalelerin dibindedir artık.

Medeniyet, insan doğasının gerçeğini örten bir maskedir ve şimdi artık, medeni olma maskesinin altından, vahşet tanrısı gülümsemektedir. Bir çocuk kavgası, başka türlü bir “çocuk” kavgasına dönüşür. Herkes oyuncağını yitirince küsmüş çocuklar gibi tepkiler vermeye başlar. Penelope, dergilerine böyle yaklaşır; çantasındaki eşyalar, makyaj malzemeleri Nancy için böyledir ve telefon Alan’ın hayatının oyuncağıdır. Michael’ınsa ev eşyaları satan bir satıcı olması ve evle ilgili pek çok şeyi onun yapması (hamster’ı atması, pastayla ilgilenmesi, laleleri almış olması, içki ikram etmesi vs.) üzerinden değerlendirildiğinde oyuncağı ev olarak görülebilir ve Nancy’nin kusuşuyla o da berbat olur.

Çocuklar, başlangıçtaki bakış açısına göre yetişkin olmadıkları için kavga etmişlerdir, ancak şimdi yetişkinler, modern hayatın ikiyüzlülüğü ortadan kalkınca birer çocuğa dönmüşlerdir. Nancy, laleleri parçalar. İlk sahnedeki yapmacık misafir-ev sahibi ilişkisinin yerini bambaşka bir ilişki biçimi almıştır. Doğru görünüp, yalanlar söylemek yerine, artık eğri oturup doğru konuşmaktadırlar. Son sahnede, masanın üzerinde sanat dergileri, içki şişesi, bir tabak ve içinde yeniden titremeye başlayan telefon görülür. Bu yaşam düzeni var oldukça, maskeler geri dönecektir.

Son sahnede, yine ilk sahnedeki park görülür. Michael’ın evden attığı hamster, parktadır ve kavga eden çocuklar barışmıştır.