Sanat Eseri Niteliğinde Bir Lindemann Klibi: Fish On – Rıdvan Karaman

Klip, uzaktan kadınları gözetleyen iki erkek görüntüsüyle açılır. Erkeklerin ellerindeki dürbünlerin ucunda penisler vardır. Avcı konumundaki erkekler, avları olan kadınlara penisleriyle bakmaktadır. Bu sırada kadınlar ormanın içinde incir yemektedirler. İncir, şekli itibariyle vajinayı çağrıştırır. Ayrıca “ilk günah”ta Adem ve Havva’nın çıplak kaldıklarında vücutlarını örttükleri yapraklar bir incir ağacının yapraklarıdır.

Detaylarda, bütün kadınların alınlarının ortasından göbeklerinin aşağısına kadar uzanan kırmızı bir çizgi olduğu fark edilir. Kadınlar birtakım tüylü yaratıklar tarafından ormanda kovalanmaya başlar. Orman, dünya; kadınları kovalayan kıllı yaratıklarsa penislerdir. Kadınlar, yaratıkları fark edip kaçmaya başladıklarında o sırada yanlarında olmayan, muhtemelen ormanın daha iç tarafında olan bir kız ortaya çıkar.

Bu noktadan sonra sonra bir bekaret ayrımı gündeme geleceği için ben de “bakire” ve “kadınlar” olarak söz edeceğim. Bu ayrıma nereden ulaşıyoruz? Çünkü sonradan ortaya çıkan kızın üzerinde, diğer kadınlarda olan o kırmızı çizgi yok. Ayrıca onu diğerleriyle birlikte meyve yerken de görmedik.

Bakire, geride kalır. Bir bakıma, diğer kadınların tümü, cinsel ilişki yaşamışlar ama bakire, onların gerisinde kalmıştır. Ormandaki kovalamaca sahilde sona erer ve nihayet avcı erkekler kadınları yakalar. Onları, karanlıklar içindeki evlerine götürürler ve evin dışına asılı tabela elektrikle aydınlanır.

Kadınlar, evin içinde bisiklet pedallarını çevirerek elektrik üretmektedirler. Üzerlerine atılmış ağlar, esir olduklarının açık bir göstergesidir. Yüzlerindeki ifade de öfke ve bıkkınlık doludur. Erkeklerden biri, kadınlardan birinin üzerindeki ağı yırtar ve yüzünü açığa çıkarır. Sahne, bir ağ yırtılmasından ziyade bir kadının iç çamaşırının parçalandığı hissini verir. Bunu sağlayan, hemen ardından erkeğin elini ağzına götürerek ıslatmasıdır. Söz konusu hareket, yapılış biçimi itibariyle erkeğin kadının vajinasını kayganlaştırmak için yaptığı hareketi çağrıştırır. Bunun üzerine kadın erkeğin suratına tükürür. Erkeğin kölesi olmayacağını ve sadece onun zevkine hizmet etmek için onun esareti altında bulunmayacağını, şu an bu durumda olsa bile bundan ölümüne nefret ettiğini gözler önüne serer. Görüntüsel anlatımda iki farklı tavrı yaratan anlam, aynı gösterge üzerinden yaratılır: tükürük.

Geride kalan bakireyi tekrar görüp hikayeye bir şekilde dahil olacağını anlarız. Ardından erkeklerden birinin bir ampule yakından baktığını görürüz. Bu ampuller kadınların pedal çevirmekte olduğu bisikletlerin sele kısmına yerleştirilmiştir. Kadınlar durmaksızın pedal çevirmeye esir edilmişlerdir. Dinlenmek için oturakları yerdeki ampulü yakılı tutmak için pedal çevirmektedirler ve oturmak isterlerse oturabilecekleri tek yer de yine ampul yani “penis”tir.

Kısa bir an için yeniden gördüğümüz bakirenin yüzünden bir intikam ifadesi okunmaktadır. Bakire, eve gizlice girer. Bir bıçak alır ve kıllı yaratıkları bıçaklamaya başlar. Pedal çevirmekte olan kadınlar onu fark edip ümitlenirler. Artık bu penislerin tahakkümünde olmayacaklardır. Kadınların hepsi bıçakları alır ve kıllı yaratıkları delik deşik ederler. Kadınlardan biri, kıllı yaratıkların kanına batırdığı parmağıyla, törensel bir atmosferde kutsal bir ritüeli yerine getiriyormuşçasına, bakirenin alnından vajinasına kadar inen kırmızı çizgiyi çeker. Bakire, vajinasının kanıyla değil, parçaladığı erkek tahakkümünün kanıyla bekaretini kaybeder.

Birdenbire elektrik gider. Elektrik üretmek için çalıştırılan kadınların evden kaçmasıyla birlikte elektriklerin gitmesi ve bunun üzerine müziğin susması, temeli elektronik gitar olan bir müziğin icra ediliyor olması bakımından harika bir anlam yaratır. Elektrik yoksa müzik de yok ya da bir başka bakışla, kadınlar yoksa, ışık da yok.

Özgürce doğaya dönen kadınlar, karanlıkta şaşkın şaşkın bakınan erkekler ve az önceki müziğin coşkusuna karşın elektrik olmadan çalınabilen bir akordeonun cılız sesi… Gaz lambası ışığında akordeon çalan erkeğin elindeki akordeonu alıp yere vuran diğer erkek, adeta “sikeceğim yapacağın müziği, karılar gitti sen hala müzik derdindesin” demektedir.