Çınıltı – Oktay Yıldırım

Gözleri, kederli bir hatıranın ortasından bakıyor,
Göğsümüze kızgın mızraklar gibi sokuluyor gözleri
Anladık, neden boğulur ırmakta çiçek.
Saksıdan taşan su neden
Neden yuvasıdır kırgın adamların,
Çöl ve ıssızlık
Anladık.

Kahkahası acılarımızla yüklü kimselerin
Taşlaşan bakışları altında
Ne gülünç bazı kelimeler!
Sözgelimi ızdırap, ihtiyat ve  tahammül.

Kirli penceremizden akan ırmaklar gibiyken dünya
Dikeniyle sevişmekten bitap düşmüşken gül.
Yaşadıkça güzelleşeceğiz sanırdık
Yaşadıkça öğrendik
Ters çevrilmiş, suya küs kayıkların nedendir geniş damarlarında kan yürümüyor
Niçin, beynimizi kemiren her tahayyül.

Bize,
Yani kabızı olanlara yaşamanın,
Kızın uysal saçlarıyla kavgaya tutuşan rüzgâr
Güya kokusunu getirecektir
Terütaze ateşin hırlı çıtırtılarıyla
Beklersek, biliyoruz
En erken saatlerinde sabahın
Ensemizi dişleyen karga sesleriyle gelir, eğreti neşemiz.

İşte tam orda,
Karanlığa düşen kıvılcım
Vadedilmiş her güzelliğin başlangıcı
Orada
Kanı birikmiş bileklerimizde tekinsiz bir heyula.

Gördük,
Yelkenleri kabaran bir düşün çatırdayan direklerinde
Sıkıca bağlanmış.
Karanlığına karanlık
Yazgısına yazgılı
Irmağına su
Yuvasına ateş olmuş çınıldayan sirenleriyle,

Orada
Gürültülü mağaralara yapışkan sessizlikler kusan babamız.
Babamız ki anamızın düşmanı
Kendimizin katili
Ondan öğrendik kara sislerle inilen vadilerin
Çiçekleri nasıl soldurulur
Soluk soluğa.