Şehir Meydanı – Oktay Yıldırım

Falanca bey günaydın size de Meriç hanım Product managerlar, brandlar ve sectionlar Size attach edicem az durun peter panım Göklerini delicem aksiyonlar ekşınlar Omzunda Louis Vuitton ayakta stiletto Ömrü uzuyo dişle klima pillerini Paydos vakti asansör parfüm kokulu getto Dilime değdireyim plaza dillerini Tapınıyoz elegan burda peygamber mormon Herkeslere set ettim sana açık kucağım Kalem etek ince far çığrından çıkmış hormon Ah sizi ben şurada … Okumaya devam et Şehir Meydanı – Oktay Yıldırım

Kirişleri Kırarken – Oktay Yıldırım

Periyodik revolver herzevekil vekiller Hasbelkader kondüvit trenler bi harika Resen başlatılıyor mütecessis şekiller İsmi ille müsemma alamet-i farika Sigaralar içiyom küllük dolu şehnişin İçtimai yaralar geçmiyo amalgamsız Soruyorlar layüsel ne bu evrende işin Sapısilik münteha beni almıyo damsız Kov anına sokalar kral hiçe arından Bakyavrumda yosunlar alış-veriş fishleri Kurşunlarım sekeyor hedef tahtalarından Zıvanadan çıkarken kırıyom kirişleri Okumaya devam et Kirişleri Kırarken – Oktay Yıldırım

Lakonik Söylüyorum – Oktay Yıldırım

Omuzları yırtıldı, kırk yıllık redingotun Katarsise uğramış koşuyorken atınan Kumaş giyme üstüne Harley-Davidson botun Ehud Barak kapıda Yaser Arafat’ınan Vintage mukadderatı sarkık ritüelleri Mukaddime tamahlar çöktü santral ağı Rotasyona uğramış kan kokuyo elleri Bay Krezüs tertemiz Artemis Tapınağı Tevekkeli semptomum, hoş geldiniz paspası Borsan altında kalsın kıymeti yok bir sentin Tinnitus’a tutuldum, devlet orkestrası Benzin sararıp soldu Rusçası ne momentin? Bıktım kamuoyunun yönsüz antenlerinden Entomolojist … Okumaya devam et Lakonik Söylüyorum – Oktay Yıldırım

Günün İlk Işıkları Adımlar Hızlanıyor – Oktay Yıldırım

Gözden uzak bir masa sis içinde klikler Sokağa çıkmıyorlar yüzeysel bir meraktan Beni ne zaman görse ceketini ilikler Mahallenin delisi ayrılmıyor duraktan Ah ne kadar görkemli ah ne kadar da büyük İçinden kimselerin çıkmadığı şu pasta Sıradan ruhlar gibi yalnız Alacahöyük Rakip tanımıyorum taş, kağıt ve makasta Kan çorbası kaşık yok, kedi çöl gibi ıssız Söküp çıkartıyorlar kalbimdeki virüsü San Pietro sevgilim eşsiz ve kıpırtısız … Okumaya devam et Günün İlk Işıkları Adımlar Hızlanıyor – Oktay Yıldırım

Nehirler Yükselirken – Oktay Yıldırım

Rubicon’u geçtik nalsız atlarla Bir mezar bekçisi, bir solgun çiçek İcralık olacaz icraaatlarla Elimizde değil, el çekilecek Üstünde gezindi çiçeğin güneş Gümüşten torpağı gizlice eştik Elbette ki dosttuk, elbette kardeş Yalnızca bir kere gülümseleştik Kimesneler ölüp dün akşamları Kaçıyo Lorenz’den tüm kelebekler Emsalsiz dünyanın mebzul gamları Ben hiç yaşamaklar istememekler Okumaya devam et Nehirler Yükselirken – Oktay Yıldırım

Başlık Girin – Oktay Yıldırım

Bütün kabahat benim bütün suç benim tamam Bakınızdır efendim anımsanmıyor anı Bilhassa sorma emi bilakis anlatamam İzbandut: korku veren vahşi bir rum korsanı Fevkalbeşer perestiş çok korunaklı site Mücadeleye No’yum menfaate Yes’imler Östakiler çekiçti bu nasıl tonalite Çerçeve sabit değil değişmiyo resimler Biraz ivecen mi ne, ısıklar ve de ışı Çimenlerin üstünden kalkmıyor ki itiniz Kromatik palyaço neşemin aldanışı Koordinat veriyom nedamet getiriniz Okumaya devam et Başlık Girin – Oktay Yıldırım