Zor Zamanlar – Oktay Yıldırım

Men bir başkasıysa cehennem benim Lahey! boşalt meni zincirlerimden Bir Sartre mektup yaz haber bültenim İnsan hiç korkur mu kendi terinden Luther Luther diye diye tıklıyor demlik Sen, sen misin diyor onuncu noter Ne kadar Allahsız bu peygamberlik Bitte sprechen Sie langsamer mutter Tanrınız çok şeymiş sevgili pagan Hanım kılıcımı nereye kodun Bu cami ne kadar holy holy gun Sigarayı söndür! Macit Flordun Degajeniz biraz … Okumaya devam et Zor Zamanlar – Oktay Yıldırım

Lisa – Oktay Yıldırım

I Yıldızları getirdim Pencereni aç Lisa. Yıldızları diyorum, Duyuyor olmalısın. İncelmiş ve kararmış Ve biraz kırgınlık dolu Tıpkı gözlerin gibi Uyuyor olmalısın. Ölümün kanatları göğsümde çırpınıyor Çatlamış damarımda gezinen göz yaşın var Sanki her tebessümün tahammülü sınıyor Şimdi ayak izlerin üstünde incelen kar Çığlığınla eridi, bu ne demektir Lisa. Şimdi yalnız gerçeği Yıldızların altında Gerçeği söyle bana Gülüyor olmalısın. Bir anlama gelmeli yaşadığım acılar Ne … Okumaya devam et Lisa – Oktay Yıldırım

Çınıltı – Oktay Yıldırım

Gözleri, kederli bir hatıranın ortasından bakıyor, Göğsümüze kızgın mızraklar gibi sokuluyor gözleri Anladık, neden boğulur ırmakta çiçek. Saksıdan taşan su neden Neden yuvasıdır kırgın adamların, Çöl ve ıssızlık Anladık. Kahkahası acılarımızla yüklü kimselerin Taşlaşan bakışları altında Ne gülünç bazı kelimeler! Sözgelimi ızdırap, ihtiyat ve  tahammül. Kirli penceremizden akan ırmaklar gibiyken dünya Dikeniyle sevişmekten bitap düşmüşken gül. Yaşadıkça güzelleşeceğiz sanırdık Yaşadıkça öğrendik Ters çevrilmiş, suya küs kayıkların … Okumaya devam et Çınıltı – Oktay Yıldırım

Çöküntü – Oktay Yıldırım

Şehirler kin güder, puslu toprakların avuçlarına Alınır zayıflar alayla ayak altına Güçlüler övülür tutulurken el üstünde Karanlık ve sonsuz bir vadide dönerken alem Toprağa doğru kafalarını bastırır ölüm, Gölgesini düşürür çığlığının, Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanların Arsızca sırıtan yüzlerine Baharları geçmiştir artık buruk Görkemli kederleri derin daha da derin Issızlığın dehşeti çökerken omuzlarına Hiç yaşamamışçasına Hiç yaşamamışçasına ölenlerin. Okumaya devam et Çöküntü – Oktay Yıldırım

Radyosu Kırılmış Deliler – Oktay Yıldırım

Yaşayamayızdır hazımsızızdır Garibiz be Orhan, Veli gibiyiz Dokunun korkmayın ıpıssızızdır Bakın Taklamakan çölü gibiyiz Tanrı biraz janti, buji, tekerlenk Bizse onun frank mili gibiyiz Hayatla aramız neden şekerrenk Radyosu kırılmış deli gibiyiz Lacan söylemedik kahrolsun aşklar Şaklar Schopenhauer’lar neşe der taşlar Gelin ve damatlar tüm vatandaşlar Biz de Königsberg’in gülü gibiyiz Bekledik İsa’yı çiviler çakık Gandhi’den dürüsttük şimdi alçakık Aşai rabbani tam kaçacakık Elohimler çarpsın … Okumaya devam et Radyosu Kırılmış Deliler – Oktay Yıldırım

Siziniz – Rıdvan Karaman

Olmasa da olur Yapıtlarınız ve yapıntılarınız Sarmal halinde birbirinin ardı sıra peşiniz Bildirilen yer ve saatte tamam Buluştunuz demek yine putlarla anlaşıldı Demek yine kaşla göz arasında herhangiye taptınız Ama bir şeyi şiddetle merak ediyorum Evde okşamanız yetmiyor muydu ki Maharet bilip yüzünüzden bir de helva yaptınız O işe ben bakmıyorum bundan böyle ne yazık Artık kimden öğrendiyseniz gidip ona başvurun Türlü vasıtalarla böyle böyle … Okumaya devam et Siziniz – Rıdvan Karaman

Keşke Büyüsünler – Oktay Yıldırım

Gözlerin ütopya ve mümkün gibi Sonuncu birayı içeniziskim Her geçen gün sanki sanki dün gibi Hayatından gelip geçeniziskim Bolt gibi hayatım koş Ussain koş Cüzdanım bir genç kız beyni kadar boş Bardaklar mı puslu pencerem mi loş Ne onu ne bunu seçeniziskim Bahçemde boğuldu kaldı çiçekler On para etmiyor kimi gerçekler Keşke büyüsünler, büyüyecekler Daha da çimleri biçeniziskim   Okumaya devam et Keşke Büyüsünler – Oktay Yıldırım