Kasıntılı Son Kast – Oktay Yıldırım

Motor, sahne, ışık, ses, başlıyoruz klaket! Seni de iliştirdim, kasıntılı son kasta Anekdota ortak kod, göreceli hareket Play, pause ve stop; nikah, nişan nişasta Yaylı şeytan iskemle, elektrikli yüzük Disiplinlerarası panikler hep atakta Apartman yönetimi elliyedinci tüzük Kömürler kömürlükte, yatalaklar yatakta Hüzünbaz ve trajik, halı hırkalı Derek Buridan’ın eşeği, Şamrayev’in atları Bozulmuş saatlerce hayat zehir zemberek Sözlüksüz geçemiyom sözlü mülakatları Okumaya devam et Kasıntılı Son Kast – Oktay Yıldırım

Zaman, Arzu ve Tehlikenin Listede Yer Aldığı Yarışma – Oktay Yıldırım

Dışarıyı içerden ayıran ince tülden. Seni tahayyül edip köşeye büzülmeler Gerçek gerçekten başka tahammül tahammülden Kapkara güne düşen neşeye süzülmeler Doğduğum gün gördüğüm anneye ve babaya Ardında kin beslenen sıcacık merhabaya Adına yaşam denen esrarengiz çabaya Yaşadıkça yaşanan her şeye üzülmeler Okumaya devam et Zaman, Arzu ve Tehlikenin Listede Yer Aldığı Yarışma – Oktay Yıldırım

Eşyanın Sessiz Yolu – Oktay Yıldırım

Mütevazı ve sade mağrur ve de yabancı Kalbi kelime dolu tek kelam edemiyor Masmavi gözleri var gözlerin gözyaşları Buraya ait değil buradan gidemiyor Hüzünlü bir melodi ve buğulu aynalar Sararmış bir küvetten ılık sular taşıyor Günah, suç ve pişmanlık ustura bileklere Kan ırmağı ıslak saç kız ölmedi yaşıyor Açılmıyor telefon kapılar kırılıyor Su damlıyor etekten etek ki dolu çiçek Kırmızı mavi ışık çığlıklar ve sirenler … Okumaya devam et Eşyanın Sessiz Yolu – Oktay Yıldırım

Saf, Seçilmiş Ve Puslu Havalarda Güneş Ya Da Ay Tekerini Uzaktan Saran Işıklı Halkaya – Oktay Yıldırım

Usûl yürük Semâî, beste Tanburî Ali Ah-u Makam Hüseynî, güfte Nevres-i Cedîd İnanmazdık inandık, kabul etmezdik ettik Yok bize bir faiden, çilen ki derd-i medid Tahammül edillmiyor, hani sitem-i hâra Kan ruh-i revânımız, el çekildik sefadan Bülbül idik çatladık, sen ele sürünürken Biz kuruduk sitemden, dertten cevr-ü cefâdan   Okumaya devam et Saf, Seçilmiş Ve Puslu Havalarda Güneş Ya Da Ay Tekerini Uzaktan Saran Işıklı Halkaya – Oktay Yıldırım

Belirli Bir Boşluğa Doğru Işığın Azalışı – Oktay Yıldırım

Vahşiyim hem de cani kabayım ve hoyratım Hüsrandan yaratıldım berhavadan, hebadan Sakın hatrımı sorma, sakın ha gülümseme Kaçıp kurtar kendini, kaçar gibi vebadan Zalimin zalimliği, karanlığın karası Çiçeğin kötülüğü, yılanın zehri benim Nasipsizim, melunum kargışlıyım, cüzamlı Ateşlerle çevrili, ıstırap saçan tenim Hainim hem uğursuz, belayım sefaletim Kalbindeki vesvese, beynini saran urum Benim kabusundaki, çukur gözlü yaratık Kaçmaya çalışırken düştüğün kör uçurum. Sinsiyim hasmanece, benim korktuğun … Okumaya devam et Belirli Bir Boşluğa Doğru Işığın Azalışı – Oktay Yıldırım

Ramet Tepelerinde Elsiz Ve Parmaksız Sunulan Kadehleri Ah Bir Görseydiniz – Oktay Yıldırım

Hazreti Süleyman’ın, İbrahim’in, Pavlus’un Rüyasına girmiştin benim de rüyama gel Alaca tüylü deve, Alic’in çadırları Na’man’dan çekilirken benim de rüyama gel Kubbet-üs-Sahra’da kum Haşimi’de kılıcım Kavmim helak ve hüsran benim de rüyama gel Şam çölünde Bahri’yim Nebi’yle gezen bulut Kan dökmedim Taif’te benim de rüyama gel Puttayım, İncildeyim, Kabe’deyim, Tevrat’ta Ayet ayet Kuran’da benim de rüyama gel Göz yaşına gark oldum En-Naka’da yalnızım Beytullah’ta kıblesiz … Okumaya devam et Ramet Tepelerinde Elsiz Ve Parmaksız Sunulan Kadehleri Ah Bir Görseydiniz – Oktay Yıldırım